Turkish News - Halk Konferansı’ndaki Kudüs Komisyonu, İstanbul’da Kudüs ve Trump’ın kararı hakkında bir sempozyum düzenliyor.

Popular Conference for Palestinians Abroad
Share by

| Palestinians abroad |

Filistin Diasporası Halk Konferansı’nın 29-30 Haziran günlerinde 2. Genel Kurul toplantısnın düzenlenmesinden hemen önce, konferanstaki Kudüs Komisyonu, dün akşam yani 28 Haziran’da İstanbul’da “Kudüs ve Trump Kararları; İtici Güçler, Zorluklar ve Karşı Koyma Yolları” başlığında bir sempozyum düzenledi.
Sempozyum, Trump’ın kararını ve Filistin davasının maruz kaldığı mevcut krizi ele almak için Filistinli düşünürlerden bir grup seçkine ev sahipliği yaptı. Sempozyumda üç misafir bulundu. Onlar: Avukat, Uluslararası Kanun Uzmanı ve Filistin Diasporası Halk Konferansı’nın ilk tur başkanı Doktor Anis Kasım, eski Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) Yönetici
Sekreteri Rima Khalef Alhanedi ve Filistinli Şair ve Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimleri Hocası Tamim Albarghouthi. Konuşmayı Halk Konferansı Genel Kurul Başkan Yardımcısı ve Kudüs Komisyonu Başkanı Naile Alvagri yönetti.
Sempozyumu Filistinli Medyacı ve Film Üreticisi Rawan Damen şu sözleriyle sundu: “Bu sempozyum doğal şartlardan dolayı değil, Trump’ın uluslararası kanunlara meydan okuyarak Kudüs’te büyükelçilik açacağını ilan etmesinden dolayı düzenlendi. Bu meydan okuma, Filistin davasının siyasi gidişatında Arap ve Müslüman milletlerin tümüne dokunan bir dönüşüm meydana getirdi.
Doktor Rima Khalef konuşmasına Filistin zulmüne karşı sert duruşu için Türkiye Cumhuriyeti’ne, Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve işgalden
kurtulması için Filistin mücadelesini destekleyen Türk halkına teşekkürlerini sunarak başladı. Khalef, Amerika Başkanının, Kudüs’ün “İsrail”in başkenti sayılması kararının Yüzyılın Anlaşması’yla bağlantısı için tehlikeli olduğuna işaret etti ve anlaşmanın temel amacının nehirden denize Filistin topraklarında bir Yahudi
devleti kurmak olduğunu vurguladı. Şunları da ekledi: “Trump’ın kararı, anlaşma için bir hazırlık değil onun bir uygulamasıdır. Anlaşma fiili uygulama aşamasındadır ve İsrail de bu anlaşmayı gerçekleştirmek için siyasetini uygulamaya başlamıştır.”
Ve şunları söyledi: ”İsrail, bu kararı aldığından beri dört siyaset izledi: Başlangıçta, yerleşimciliğin genişletilmesi; on binlerce yerleşimciye izin vermeye sonra da A’dan C’ye kadar olan bölgelerden Batı Şeria’ya resmi ve kademeli katkı yapmaya başladı. İkinci siyaseti, İsrail’in yerleşim arazileri kanunun uygulanması için hazırlanan kanun taslakları dizisinin sunulmasıdır. Bu, kanuni perspektifte bahsi geçen yerleşim yerlerinin İsrail arazilerinin bir kısmı olduğu anlamına gelir.”
Ayrıca şunları da ekledi: “Üçüncü siyaseti ise milliyetçilik kanunun onaylanmasıdır. Metinde İsrail milliyetçiliğine yer verir ve Arapçayı resmi dil olarak tanıma kısmını çıkarır. Filistinlilerin kentlerinde ikamet etmelerini yasaklar. Dördüncü siyaset ise Kudüslülerin daimi oturumlarını geri çekme kanununu onaylayarak Yahudileştirme ve kovmadır. Bu, yeni kanunlarla yapılan eski bir siyasettir. İsrail, 14 bine yakın Kudüslünün Kudüs'teki ikametini iptal etmiştir. Kesinlikle temel amacı, onları tamamen Kudüsten kovmak ve buna ek olarak da Doğu Kudüsteki toprakların %37sine el koymaktır.
Khalef, İsrail’in gerilimi artıran bu adımlarını uygulamasının, Filistin halkının farklı gruplarının birleşmesiyle olduğunu vurguladı. Öyle ki şimdi Filistinli herkes, İsrail’in ırk ayrımcılığına maruz kalan bir toplum olmuştur. Bu halk birliğinin en önemli delillerinden biri son zamanlarda Hayfa’daki göstericilerin şu sloganıdır: "Hayfa ve Gazze tek kandır, kaderi tektir."
Khalef, Trump’ın kararının, onlar iki devletli çözüm halindeyken bertaraf ettiğini, ırkçı yerleşim projesi ile hak ve Filistin ilkesi arasındaki tartışmayı başa döndürdüğünü ve kararın çözüm imkanını yok ettiğini söyledi. Gelecek yılların zor olacağını bu yüzden de hepimizin görevinin, Arapların zayıflığını ve Amerikanın konumunun kendisine zafer kazanma imkanı vereceğini düşünen İsrail’in icraatlarına karşı koymak olduğuna işaret etti.
Khalef, Filistin halkının mücadelesini desteklemek için 5 alan gördüğünü söyledi: İlki topraklarındaki Filistinlileri desteklemek. Şöyle söyledi: “ İsrail, Filistinlileri onları daraltarak ve ikametini  geri çekme kanunlarını uygulayarak topraklarından kovmaya çalışıyor. Anlaşmayı başarısız kılmak, Filistin diasporasına ve içerdeki Filistinlilere dost kurumlar tarafından kararlılık desteği olacaktır. En önemli destekleme şekilleri eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler sunan ve medyada İsrail’in suçlarını açığa çıkaran sivil toplum örgütlerini desteklemek olacaktır.
Ayrıca Khalef, işgalin değiştirme denemeleri yönündeki uluslararası meşruiyeti savunma zorunluluğunun altını çizdi. Batı Şerianın niteliğini, işgal edilen bölgeden çekişmeli bölge olarak değiştirmesi gibi üzerinde oynayarak uluslararası kanunun açıklamasını değiştirmeye çalıştığını ve buna ek olarak da işgalin denemelerinin yeryüzünde yeni bir realite yarattığını söyledi. Khalef, kanundaki herhangi bir değişikliği engellemek için diğer ülkelerle çalışmaları yoğunlaştırmaya ve Filistin’in anlaşmaya önderlik etmesini ve o konuda müzakere etmesini kesin olarak reddetmeye davet etti.
Khalef, şunları da ekledi: Meydan okumalar, tek tek mücadelelerden daha büyük. Bu yüzden, Filistin halkının yüz binlercesini kapsaması için Filistin Diasporası Halk Konferansı tabanının genişletilmesini, konferansın Filistin halkının işgalden kurtulma hakkına inanan herkese açık olmasını ve yönetiminin bu geniş taban tarafından seçilerek yapılmasını tavsiye ediyorum.
Ve şu sözlerle bitirdi: Yüzyılın Anlaşması onu reddeden Filistinliler olduğu sürece geçmeyecek, tamamlanmayacak ve Filistinliler resmi olarak vatanlarının hakkından vazmeçmedikçe gerçekleşmeyecek. Bu duruma ise imkan vermiyorum. Bizim bunu imkansız kılmamız için çalışmamız gerekiyor. İsrail bazı küçük çatışmalarını kazanabilir. Ama o, tüm Filistin’i bozguna uğratarak bir Yahudi devleti kurma konusundaki temel ve en büyük çabasında yenilgiye uğrayacaktır. Çünkü tarih, Apartheid sisteminin en kara günlerinde bile insanların isteğine karşı zafer kazanan bir kimse dahi görmemiştir.
Diğer tarafta ise Filistinli Şair ve Diplomat Tamim Albargouthi, müdahalesinde ona sorulmaksızın ya da  seçimine izin verilmeksizin Filistin halkının ismiyle biten tüm anlaşmalardan bireysel ve toplu olarak uzak durmaya çağırdı. Aynı şekilde Albargouthi, sınırları ve yerleri belirterek ve Kurtuluş Örgütü’nün zikredilen anlaşmaların esaretinden, liderliklerinin işgal altında ve tutuklu olmasından kurtulması için çağrı yaparak Filistin halk seçimlerine hazırlık olarak Filistin halkının yapacağı bir Filistin halk sayımının yapılmasını önerdi. Albargouthi, Filistin milli söyleminin iki devletli çözümden ırkçı ayrım sisteminin bitirilmesinin ve buna dayanan bölgesel ve evrensel ittifaklar inşa edilmesinin değiştirilmesi zorunluluğunun altını çizdi. Ayrıca Filistin davasının herhangi bir milleti bölücü, bölgesel ve mezhepsel anlaşmazlıktan koruma zorunluluğuna işaret etti.
Albargouthi şunları da ekledi: “Söylediği gibi endişe ise sebepleri geçici olan huzura dönecektir. Filistin'deki Arap halkının sayısı İsrailliler'den fazladır ve Filistinliler yüzleşme durumunda onlardan daha etkin olacak şekilde onlardan daha gençtir. İsrail’in endişesinin en önemli sebeplerinden biri de 1964 yılından beri girdiği hiçbir savaşta kesin bir zafer elde edememesidir. Lübnan ve Gazze’ye yaptığı ataklarda istediğine erişememiştir.
Ayrıca şöyle söyledi: “Şimdi, çatışmayı bitirmek için en uygun vakittir. Onlar kendilerinin yakın geleceklerindeki herhangi bir zamandan daha güçlü olduklarını anlıyorlar. Çünkü müttefiklerinin yönetimde kalacağı kesin değil. Bu yüzden onlar bunu demografik riski bitirmek için değerlerdirecekler. Bu sebeptendir ki bir musibet ihtimali çok uzaktır.
Albarghouthi sordu: “Gerekçesiz ve geçerli olmayan bir şekilde devam etmesi dışında Filistin yönetiminin, İsrail tarafından reddedildiği ortamda iki devletli çözüme tutunması ne demektir?” Ardından şunları vurguladı: “ Filistin'den ödün veren adıma imzalanmış her anlaşma kanuni olarak geçersizdir, beni bağlamaz ve evlatlarımı  bağlamaz.” Albarghouthi, her Filistinli bireyden gazetede, ulaşabildikleri en iyi yolla ya da vasiyetinde yani mümkün olan her yolla bu anlaşmalardan tamamen uzak olduklarını duyurmalarını talep etti.
Albargouthi Kurtuluş Örgütü’nün ona yapılan eski öneriler yoluyla özgürlüğünü istedi ve Filistin davasının her türlü mezhep çatışmasından uzak tutulmasının gerekliliğinin altının çizdi. Albarghouthi’nin umudu, Halk Konferansı’nın içeride ve dışarıda siyonist düşmanla imzalanan aşağılayıcı anlaşmaların iptali için adım atmasıdır. Çünkü, biz büyük bir tehlikedeyiz.
Öte yandan Avukat, Uluslararası Kanun Uzmanı ve Halk Konferansı’nın İlk Tur Başkanı Doktor Anis Kasım, Abd’nin Kudüs’ü “İsrail”in başkenti olarak tanıma kararını aldığı bağlam hakkında bir açıklama sundu. Kasım, Oslo’nun gölgesinde büyüyen ve her gün acısını tattığı için gece gündüz ona lanet eden yeni Filistin neslini içine alan Filistin Kurtuluş Örgütünün tekrar diriltillesinin zorunlu olduğunu belirtti ve şöyle söyledi: “ Oslo’nun meydana getirdiği anlaşmalar, tek bir cümleye indirgenebilir ve o ‘Filistin devrimi, işgali korumalıdır.’ cümlesidir.”
Kasım, Filistin yönetiminin onun sadece Filistin kamuoyunu yanıltacağına çağrı yaptığı şeyi belirterek Filistin yönetimini Cezayir Konferansından beri ortaya koydukları konusunda uyardı. Kasım, konuşmasını şunları söyleyerek bitirdi: “Filistin Kurtuluş Örgütünü yetkinliğine döndürmemiz ve onu yeniden yoluna koymamız gerekiyor.”
Sempozyum, Türkiye Cumhuriyeti’nin her yerinden özellikle İstanbul’dan Filistinli ve Arapların katılımıyla gerçekleşti.

Follow us