Turkish News - Filistin Diasporası Halk Konferansı’nın 2. Genel Kurul Toplantısı için çalışmalar başladı.

Popular Conference for Palestinians Abroad
Share by

| Palestinians abroad |

Filistin Diasporası Halk Konferansı’nın 2. Genel Kurul Toplantısı için çalışmalar, dünyanın farklı yerlerinden konferansın genel kurul üyelerinin katılımıyla bugün yani 29 Haziran Cuma günü İstanbul’da başladı.
Konferansın Genel Kurul Başkanı Süleyman Ebu Sitte, 2017 yılındaki kuruluşundan beri halk konferansının katılımcı sayısının sürekli artmakta olduğuna işaret ederek 2. Genel Kurul Toplantısının düzenlenmesi için gerekli sayının tamamlandığını vurguladı ve aynı zamanda konferansın, dışarıda Filistin halkının bulunduğu tüm bölgelerden yeterli ve kaliteli katılımcı üyelerin bulunması için çaba gösterdiğinin altını çizdi.
Ebu Sitte şöyle söyledi: “Bugünlerde kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu sözü 70 yıldır söylüyoruz. Ama biz şimdi daha ısrarcıyız. Biz şu anda 100 yıl önceki 700 bine kıyasla 13 milyon Filistinliyiz. Sayımız katlanıyor. Oslo’dan sonra doğanların sayısı, %75i gençler olmak üzere 7 milyondan 13’e yükseldi. Bugünkü büyük paradoks, o gençlerin kaderlerinin yeterince acı çekmeyen yaşça büyük olanların elinde olmasıdır. Bu da milli haklarımıza bağlılığımızın en büyük engellerindendir.”
Ayrıca şunları da ekledi: “Modern tarihimizi iyi biliyorsunuz. Nakbadan sonra Ürdün ve Mısır yönetiminin himayesindeydik ya da işgal edilmiş topraklardaydık ve diğer mülteciler ülkelere dağılmışlardı. Ama Filistin halkı, coğrafi yakınlarını ve parçalarını toplayabildi ve dünyaya bizim, ismi Filistin olan toprakların halkı olduğumuzu, bizim Filistinliler olduğumuzu, ekmek ve çadır arayan mülteci kamplarındakiler olmadığımızı vurguladı.”
Ebu Sitte, Filistin halkının modern tarihteki en büyük ve en önemli başarısının 1964 yılında Kudüs’te toplanan Filistin Milli Meclisi’ni oluşturmak olduğunun altını çizdi ve şunları ekledi: “O meclisten Filistin Kurtuluş Örgütü çıkmıştır. Dolayısıyla Filistin Kurtuluş Örgütü, esas olan Milli Meclisten çıkmıştır ve onun bir sonucudur. Silahlı direniş süresince yiyecek yemek arayan mülteciler konumundan vatanını geri almak isteyen vatandaşlar konumuna geçtik. Yasir Arafat, Birleşmiş Milletlerde ilk kez konuştu ve bu, pekçok ülkeden çok sayıda kişinin desteğini kazanan sesti.”
Ayrıca Ebu Sitte şu sözlere de yer verdi: “Sadece 47’ye bölme projesi ve Filistinden bağımsız kısımda bir Filistin devleti inşa etme kararı söylenerek öneri geldiğinde 1988 yılındaki toplantısında Milli Mecliste üyeydim. Bölme kararı, kabulü olmadığına bir işaret olarak söylendi ve bu karara karşı oy kullananlar arasındaydım. Daha sonra Madrid Konferansı oldu. Arap ülkelerinden çoğu, eski Filistin Başkanı Yasir Arafat Kuveyt’in işgalini destekledikten sonra bizden vazgeçti. O zamandan beri dizi, cehenneme varışımıza kadar devam ediyor. O cehennem Oslo’dur. Doktor Haydar Abduşşafi uluslararası meşruiyet temelinde Washington’da müzakere ediyordu. Mahmud Abbas ve Ahmet Kurey ise işgalciyi yenmek için müzakere ediyorlardı.”
Ebu Sitte şunları vurguladı: “Oslo, Balfour birliğinden beri başımıza gelen en büyük felakettir. Batı Şeria yönetiminin gölgesinde İsrail işgali için hizmetçi topluluğuna dönüşmüştür. Batı Şeria’nın ekonomik hayatı, İsrail’e köledir. Hatta Avrupa yardımları siyonist ekonomiye hizmet etmek için gelir.”
Ebu Sitte, Filistin davasının uğradığı gerçek zararın bir tarafa atmaktan daha büyük ve önemli olduğunu söyledi. “Sayıları 10 milyondan fazla olan Filistinlilerin Ramallah’taki küçük bir gruba köle olmaları mümkün değildir.”
Ebu Sitte, sözlerine şunları da ekledi: “Biz burada Ramallah’taki yönetimi eleştirmiyoruz. Biz, onların böyle olmalarına müsaade eden kendimizi eleştiriyoruz. Vatanı için fedakarlığı ve bağımlılığıyla bildiğimiz Filistin milliyetçiliği düşmanla dayanışma ve onun gölgesi altında yaşamaya dönüştü. Bu yüzden ilk görevimiz, Filistin halkına yakınlarını yeniden vermek ve tamamen resmi ve demokratik halk temsiliyle halkı yeniden oluşturmamızdır. Biz bunu gerçekleştirmek için yolun başındayız.
Batı Şeria'yı felaketzede olarak saydı. Ebu Sitte’nin sözlerine göre kuşatma altında olan Gazze, yıllardır Filistin'in Filistin bayrağı yükselen tek parçasıdır ve O, bugün Filistin'in ve direnişin sembolüdür. Onu yok etmek, Filistin davasının simgelerini yok etmektir. Bugün onun katliamcıları ve düşmanları çoğalmıştır.
Gazzedeki bu yavaş katliam onları bizim istediğimizin bir lokma ekmek olduğunu söylemeye itiyor. Ama 48 bölgesindeki halkımız kapsamlı bir kalkınmaya geçmişlerdir. Çünkü yeni nesiller, gerçek kimliklerinin Filistinli olduğunu ve kesinlikle işgal altında yaşayamayacaklarını anladılar.
Ebu Sitte dışarıdaki Filistinlilere insani ve tarihi büyük bir görev düştüğünün altını çizdi. Şu sözlere yer verdi: “Onlar şimdi dışarıda 6 milyon kişidir ve onların 3/4ü her alanda ve milli ve sosyal faaliyetlerde okuyan gençlerdir.” Onların çekmemiz gereken kişiler olduklarını ve gelecek konferansa katılıp oturuyor olacaklarını vurguladı.
Şu şekilde tamamladı: “Bugün görevimiz, o gençlerden en iyi grubu çekmektir. Eski üslupları istemiyoruz. Geçmişte yapılan hataları öğrenmeliyiz ve onları tekrar etmemeliyiz. Önem verdiğimiz şey aramızdaki kişinin siyasi arka planı olmamalıdır. Siyasi, şahsi, kökensel ve coğrafi akımımız, vatana hizmetten daha öncelikli ve daha önemli olamaz.”
Ebu Sitte şunlara da işaret etti: “Sosyal medyanın bulunmasıyla dünyadaki entelektüel seviye çok gelişti. O, gerçeğe dayanmayan hiçbir bilgi ve işareti kabul etmez. Filistin halkının davası konusunda bilinçlendirilmesi, eğitimi ve toplulukların tümü milliyetçilik kıvılcımının gençlerin kalbinde kalmasına yardımcı olur.
Ebu Sitte, Avrupa’daki Filistinlilerin her alanda değerlendirmeleri gereken büyük güçlerinin olduğunun altını çizdi ve “İsrail”e karşı uluslararası ambargo hareketleriyle kenetlenmenin ve Filistin davasına dost olan ve Filistin davasını savunan tüm dernek ve kurumlarla kenetlenmenin zorunluluğuna işaret etti.
Ebu Sitte uluslararası mahkemelerde işgale karşı dava açmaya çağırdı ve  bu alanda Filistin yetkili makamlarının geciktiği konusunda uyardı. Ayrıca şöyle söyledi: “48 yılından bu yıla kadar BM’de işgale karşı 55’ten fazla proje çıkmıştır. Bu projelerin hepsi tek bir amaç için çabalar. Bu amaç, Filistin halkının kovulmasının meşruiyetidir. Onlar, Filistin tarih ve coğrafyasını hafızalardan silmeye çalışıyorlar. Tüm projeler başarısız oldu. Çünkü Filistin halkı karşısında durdu. Şimdi fark, biz siyonist yönetim dönemindeyiz. Şimdi fark, bazılarımızın bu bloğa katılmasıdır.”
Ebu Sitte, konferansı İngilizce resmi ve kanuni bir söylem formuna sokmaya ve tüm dünya ülkelerine ve elçiliklerine sunmaya çağırdı. Şu sözlerle devam etti: “Biz Filistin halkı olarak kanuni ve fiili olarak, varlığımızla ve sembolik olarak yok olmayı reddediyoruz. Sizi bu sözleri bildirmek için tüm ülkelerle iletişim kurmaya davet ediyorum.” Ebu Sitte, sözlerinin sonunda konferansın Filistin’in özgürlüğü için milleyetçi hareketin doğmasındaki rolünün başarılı bir iş olacağını umarak Halk Konferansı’nın başarısı için tüm Filistin halkının çok çalışacağını vurguladı.
Diğer tarafta, Halk Konferansı Genel Sekreterliğinin Genel Sekreteri Münir Şefik, Genel Kurul önündeki konuşmasında dönüş yolundaki şehitler için rahmet dileklerini sundu. Kuşatma altında bulunan silahlı direniş üssünü korumak üzere Filistin halk direnişine girmek için Gazze Şeridinde tüm Filistini kapsayan toplanmış olan mükemmel milli birlikten geçmedi.
Münir Şefik şöyle söyledi: “Bu sağlam yol dönüş kararlılığını vurguladı. O, Filistin davasının aslı ve esasıdır. Ayrıca gerek Gazze şeridini kuşatmasında gerekse Kudüs’te ve Batı Şeria’daki gözetiminde olsun siyonist işgale karşı koymak önceliğini vuırguladı.” Şefik, Gazze yaptırımlarını protesto eden Ramallah’taki göstericilere saldıran kusurlu güvenlik koordinasyonunu da kınadı ve özellikle halk cephesinde işgal altında Milli Meclis toplantısını boykot eden Filistinli direniş gruplarına teşekkür etti.
Filistin sahasının, bir tarafta Ramallah yönetimiyle ve Abbasla Amerikanın boykot edilmesi konusunda olumlu ve önemli bir siyaset ve Yüzyılın Anlaşması’nın kararlılıkla kınanması arasındaki çekişki sebebiyle gerçek bir problemle yüzleştiğini, diğer tarafta ise güvenlik koordinasyonu ve Gazze yaptırımıyla yıkıcı bir siyasete yakın olduğunu vurguladı. Amerika boykotu gerçekleştirilerek, Gazze Şeridi’nden yaptırımları kaldırılarak ve Yüzyılın Anlaşması projesinin düşürülmesi için tüm Filistin gruplarıyla milli birlik bina edilerek bu çelişkinin giderilmesi gerektiğine işaret etti. Bunun, Oslo anlaşmasının yıktığı Kurtuluş Örgütü’nün yeniden kurulmasının yolu olduğunu söyledi.
Şefik, Halk Konferansı’nın kurul başkanlığı ve sekreterlik yoluyla başlangıcından beri halkımızın girdiği tüm mücadelelere özellikle dönüş yoluna destek vererek ve işgal altında Milli Meclisin toplanmasına karşı durarak katkıda bulunduğuna ve ilk turda oluşturulan eski genel sekreterliğin güven ve sorumluluk için çaba harcadığına işaret etti. Ayrıca sekreterliğin çoğulculuk ve uzlaşma üzerine kurulan konferansın birliğini korumaya katkı sağladığına da değindi.
Ve şu sözlerle konuşmasına son verdi: “Konferansımızın gerçekleşmesi gereken emelleri, gücümüzden daha büyüktür. Gerçekleştirebileceğimiz bazı emeller de çaba, Filistin halkının birliği, kapsamlı direniş için stratejik destek, içeriden ve dışarıdan Filistinlilere destek ve evrensel kamuoyu gerektiriyor. Bu uzak değil ve Allah’ın izniyle gerçekleşmesi için çalışacağız.”
Söylenmeden geçilmemelidir ki İstanbul’da Genel Kurulun bugünkü toplantılarının gündemi, kuruldaki yeni üyelerin üyeliklerinin verilmesi, stratejik planın sunulması ve konferans söyleminin sınırlarının tartışılmasına ek olarak 2017 yılının genel sekreterlik raporunun sunulmasının ve tartışılmasının dahil olduğu 3 oturumdan oluşuyordu.

Follow us